14 Ağustos 2015 Cuma
Tatil Planları
Bu aralar tatil planları yapıyoruz. Estonya düşünüyoruz oradan da Finlandiya'ya geçeceğiz günübirlik... Belki bir kaç komşu ülkeye geçeriz diyoruz. Yine aklımdasın..
En büyük hayallerimizden biri idi. Bir gün ben de evlenirsem eşlerimizle birlikte (inşallah iyi anlaşırlardı temennimiz) tatillere gidecektik, beraber bavul hazırlar , kıyafetlerimizi ortak giyerdik :)
Senin pembe bir bavulun vardı di mi ? Yıllar önce daha taze gelindin , İzmir'e asker eşini görmeye giderken de bavulunu beraber hazırlamıştık.. En güzel günlerdi o günler.. "Hele bi gel" bizim şarkımızdı. Eşin askerde diye beraber kaldığımız geceler çok olmuştu, gece tıkırtılar işittiğimizde elimizde bıçakla tüm oadaları dolaşıp birbirimizin gölgesinden tırstığımız günler...
Şimdi kimlerle arkadaşsın, kimlerle gidiyorsun tatillere..
Başka dostların oldu mu acaba?
Mutlu ol, çok dostun olsun, yokluğumu hiç hissetme can dostum..
İlişkiyi sürdürmek...
Bu aralar biraz durgundum,biraz kırgın , biraz sessiz...
Eşimle aramız bozuldu biraz...
Önceleri sana akıl verirdim , öyle yap böyle yap diye. Kendime verecek aklım yokmuş meğer.
Eşim çok anlayışlı biri ama bazı konularda inadı var. Ben de onu bu konularda esnetemeyince küsüyorum. Küstüm yine, haklıydım bence. Ama ona göre saçma sapan bir konuya takmıştım.
Aldı beni karşısına uzun uzun konuştu "Bak böyle yaparsan ilişkimiz yıpranır, her küsme kırılma tahammülümüzü azaltır , bir sonrakinde tepkimiz daha fazla olur. Ayrılıklar böyle böyle büyütmek ile oluyor. Şunu bilmeliyiz ki birbirimizi çok seviyoruz ancak bu demek değildir ki sen benim her talebimi karşılayabilirsin ne de ben senin . Makul olmak gerek.."". Off haklıydı, çok da iyi bir yaklaşımdı onunkisi, çirkeflik yapmak mümkün değil. Elimi tuttu , barıştık falan... Ama tabi bu anlattıklarım benim 3 günlük küslüğümden sonra oldu. Bu süre içerisinde ağladım,zırladım kendi kendime .. Kime anlatayım, kimle paylaşayım ki...
Üzdüm bissürü kendimi de sevgilimi de.
İlişkiyi sürdürmek adına büyük tecrübe oldu bana.
Yaklaşım önemli.
Bana yaklaşımı çok hoştu.
Büyüttüğüm konuyu minicik yaptı konuşmasıyla..
Hiç bir şey bizden önemli değildi..
Öyle işte...
Miss you ..
Eşimle aramız bozuldu biraz...
Önceleri sana akıl verirdim , öyle yap böyle yap diye. Kendime verecek aklım yokmuş meğer.
Eşim çok anlayışlı biri ama bazı konularda inadı var. Ben de onu bu konularda esnetemeyince küsüyorum. Küstüm yine, haklıydım bence. Ama ona göre saçma sapan bir konuya takmıştım.
Aldı beni karşısına uzun uzun konuştu "Bak böyle yaparsan ilişkimiz yıpranır, her küsme kırılma tahammülümüzü azaltır , bir sonrakinde tepkimiz daha fazla olur. Ayrılıklar böyle böyle büyütmek ile oluyor. Şunu bilmeliyiz ki birbirimizi çok seviyoruz ancak bu demek değildir ki sen benim her talebimi karşılayabilirsin ne de ben senin . Makul olmak gerek.."". Off haklıydı, çok da iyi bir yaklaşımdı onunkisi, çirkeflik yapmak mümkün değil. Elimi tuttu , barıştık falan... Ama tabi bu anlattıklarım benim 3 günlük küslüğümden sonra oldu. Bu süre içerisinde ağladım,zırladım kendi kendime .. Kime anlatayım, kimle paylaşayım ki...
Üzdüm bissürü kendimi de sevgilimi de.
İlişkiyi sürdürmek adına büyük tecrübe oldu bana.
Yaklaşım önemli.
Bana yaklaşımı çok hoştu.
Büyüttüğüm konuyu minicik yaptı konuşmasıyla..
Hiç bir şey bizden önemli değildi..
Öyle işte...
Miss you ..
13 Ağustos 2015 Perşembe
Kız filmleri ..Kız dizileri...
Dün gece 3 gündür bitiremediğimiz filmi sonunda izleyip bitirmeyi başardık. Filmin adı "he's just not that into you"..
Tam anlamıyla bir kız filmiydi, hele bir de Jennifer Aniston varsa başrollerde sorgusuz sualsiz tam bizlikti. Kesinlikle bir erkek ile izlenebilecek türden değildi yani , pijamalarımızı giyip, çayımızı , mısırımızı, bir de minik kuşumuzu yanımıza alıp izlemeliydik, Tıpkı "Bir erkek 10 günde nasıl kaybedilir?, İlk 100 öpücük, Bridges Jones'un günlüğü, Asmalı Konak, Çalıkuşu vb türevlerini" izlediğimiz gibi...Bu arada geçenlerde eşimle başlamış olduğumuz "How I Met Your Mother" dizisini bitirdik. Keşke bunu da beraber izleyebilseydik ... Tarifi mümkün değil , harika bir diziydi... Daha Friends'i izleyecektik seninle birlikte ....
Neyse filme döneyim.. Film 3-4 yaşlarındaki küçük bir kız çocuğunun parkta oynarken aynı yaşlarda bir erkek çocuğu tarafından hırpalanması ile başlıyor. Sonra annesi teselli ediyor minik kızı "aslında senden hoşlandığı için böyle yaptı " diyor ve kızların ömür boyunca kendini kandırması böylece başlıyor. Kız arkadaşların erkeklerin ilgisiz davranışlarına kendilerince verdiği Polyannaca teselliler , kendini kandırmacalar ile devam ediyor. Sonra gelsin kalp kırıklıkları, can yanmalar...
Sonra bir erkek çıkıyor ve olayı özetliyor;
1- he's just not that into you if he's not asking you out --eğer gerçekten seninle ilgilenseydi, seninle çıkmak isterdi!!!!
-Lütfen "arkadaşlığımızı bozmak istemiyor", "kötü bir ilişkiden çıkmış", "benden çekiniyor/korkuyor", "acele etmek istemiyor", "ama bana telefon numarasını vermişti", "belki aramayı unuttu", bahanelerini onun namına yaratıp, onu arama!
2- he's just not that into you if he's not calling you!
3- he's just not that into you if he's not dating you!
4- he's just not that into you if he's not having sex with you!
5- he's just not that into you if he's having sex with someone else!
6- he's just not that into you if he only wants to see you only when he's drunk!
7- he's just not that into you if he doesn't want to marry you!
8- he's just not that into you if he's breaking up with you!
9- he's just not that into you if he's dissappeared on you!
10- he's just not that into you if he's married!
Öyle işte...Aslında biraz bayıktı, ama liseden çıktığımız ilk yıllar için beraber izlenesiydi..
Eşlerimiz bize bunları yaşatmadığı için çok şanslıyız diye düşündüm.
Bir an şüpheye düşürmediler bizi , acaba demedik. Sevdiklerinden hep emindik...
imzayı atarken (senin şahidin ben, benim şahidim sen iken) hiç bir taraf bir an olsun tereddüt etmedi...
Yıllar sonra da hep böyle hissedelim inşallah ..
Sen de çok mutlu ol eşin ile, hep dualarımdasın...
Tam anlamıyla bir kız filmiydi, hele bir de Jennifer Aniston varsa başrollerde sorgusuz sualsiz tam bizlikti. Kesinlikle bir erkek ile izlenebilecek türden değildi yani , pijamalarımızı giyip, çayımızı , mısırımızı, bir de minik kuşumuzu yanımıza alıp izlemeliydik, Tıpkı "Bir erkek 10 günde nasıl kaybedilir?, İlk 100 öpücük, Bridges Jones'un günlüğü, Asmalı Konak, Çalıkuşu vb türevlerini" izlediğimiz gibi...Bu arada geçenlerde eşimle başlamış olduğumuz "How I Met Your Mother" dizisini bitirdik. Keşke bunu da beraber izleyebilseydik ... Tarifi mümkün değil , harika bir diziydi... Daha Friends'i izleyecektik seninle birlikte ....
Neyse filme döneyim.. Film 3-4 yaşlarındaki küçük bir kız çocuğunun parkta oynarken aynı yaşlarda bir erkek çocuğu tarafından hırpalanması ile başlıyor. Sonra annesi teselli ediyor minik kızı "aslında senden hoşlandığı için böyle yaptı " diyor ve kızların ömür boyunca kendini kandırması böylece başlıyor. Kız arkadaşların erkeklerin ilgisiz davranışlarına kendilerince verdiği Polyannaca teselliler , kendini kandırmacalar ile devam ediyor. Sonra gelsin kalp kırıklıkları, can yanmalar...
Sonra bir erkek çıkıyor ve olayı özetliyor;
1- he's just not that into you if he's not asking you out --eğer gerçekten seninle ilgilenseydi, seninle çıkmak isterdi!!!!
-Lütfen "arkadaşlığımızı bozmak istemiyor", "kötü bir ilişkiden çıkmış", "benden çekiniyor/korkuyor", "acele etmek istemiyor", "ama bana telefon numarasını vermişti", "belki aramayı unuttu", bahanelerini onun namına yaratıp, onu arama!
2- he's just not that into you if he's not calling you!
3- he's just not that into you if he's not dating you!
4- he's just not that into you if he's not having sex with you!
5- he's just not that into you if he's having sex with someone else!
6- he's just not that into you if he only wants to see you only when he's drunk!
7- he's just not that into you if he doesn't want to marry you!
8- he's just not that into you if he's breaking up with you!
9- he's just not that into you if he's dissappeared on you!
10- he's just not that into you if he's married!
Öyle işte...Aslında biraz bayıktı, ama liseden çıktığımız ilk yıllar için beraber izlenesiydi..
Eşlerimiz bize bunları yaşatmadığı için çok şanslıyız diye düşündüm.
Bir an şüpheye düşürmediler bizi , acaba demedik. Sevdiklerinden hep emindik...
imzayı atarken (senin şahidin ben, benim şahidim sen iken) hiç bir taraf bir an olsun tereddüt etmedi...
Yıllar sonra da hep böyle hissedelim inşallah ..
Sen de çok mutlu ol eşin ile, hep dualarımdasın...
7 Ağustos 2015 Cuma
Turuncu Saçlı Kız
Bilirsin hep tutuncu saçlarım olsun istedim. Bir denemem de olmuştu hatırlarsın... Tabi kimseler beğenmedi de 15 gün sonra eski haline döndürmek zorunda kaldım toplum baskısıyla.
Bu aralar bana geldiler yine, hayran bakışlar atmaya başladım turuncu kafalara...
Ne derdin acaba ? Yeniden yapsam mı ?
Kaydol:
Yorumlar (Atom)







