1 Ekim 2015 Perşembe

İyki doğdun Ekim Güneşim...

Ekim 1..
Eşim moralim yerine gelsin diye beni alışverişe yolladı..
Abartmamak şartıyla ne istersen al dedi..
1 Beyaz kumaş pantolun , 1 kot pantalon ve 2 çift ayakkabı aldım :) İnternetten de kap kacak alışverişi yaptım...
Ama keyfim yerine gelmedi ki ...Bana sen lazımsın...

Sana hediyeler almak istedim..Alsam ne olacaktı...
İyi ki doğdun Candostum...
Yanında olamasam da herzaman kalbimdesin...
Umarım kalbindeyim de...

Musmutlu yeni yeni yaşların olsun...
Yeni yaşında gülümseten bir çok hikayen olsun...
Bir gün gelsin o hikayelerini gülümseyerek anlat bana ...
Ben de mutlu olayım....

28 Eylül 2015 Pazartesi

Bayram sonrası...

Canım Dostum,..

Dün sabah gözlerimi yine seninle açtım. Rüyamdaydın, ve biz çok iyiydik. Hep bu anı görüyorum.
Uzun zamandan sonra seninle ilk defa karşılaşıyoruz ... Hayat dolusun .. Sanki hiç birşey olmamış hiç ara vermemişiz gibi pırıl pırıl gözlerle bana bakıyorsun... Konuşuyorsun,anlatıyorsun , gülüyoruz.. Hiç bahsetmiyoruz görüşmememizden.. Niye diye sormuyorsun....

Bayramda eşimin memleketindeydik. Anneme gelemedim. Gelecek hafta sonu geleceğim kısmetse..
Çok sıkıldım bu bayram.Bir an önce evime dönmek istedim.
Artık kalabalıklar beni boğuyor... Eşimin tüm ailesi oradaydı. 10 kişi kadar olduk.

Güzel yerler gezdik memlekete giderken.. Bir sürü fotoğraf çektim hepsini biriktiriyorum..
Hem anlatıp hem göstereceğim...

Bayramın çok güzel geçmiştir inşallah can dostum... Seni Seviyorum..




21 Eylül 2015 Pazartesi

Bayram yaklaştıkça



Çocuklar gibi şen olmak olmalı bayram...
Eskiden beri aklımda çınlayan ses , özlemlerin bittiği, küslerin barıştığı,yüzlerin güldüğü bla bla bla...
İnsanın bir yanı eksik oldumuydu ne kadar belli etmese de çevresindekilere içinde bir burukluk oluyor bayram sabahları... Ben ise bunu daha 3 gün önceden hissetmeye başladım.
En son bir bayram günü sesini duyabilmiş olmanın verdiği burukluktan belki de benim bu kadar içimin acıması... 2014 ün Kurban bayramı..
Bir yıl geçti üzerinden..
bayram öncesi kamu çalışanlarına 2,5 gün izin verdiler , izinlisin şimdi ve belki temizlik yapıyorsun belki de Kuşum'a bayramlık alışverişindesin..
Bize izin yok..Malum özel sektör...
Çalışıyoruz işte..İş güç de yok ya.. Piyasalar fena.. İş olsa çalışsak gam yemeyeceğim..

Dün abim , yengem ve çocuklar bizdeydi. Cumartesi günü geldiler pazar akşamı döndüler..
2 tane canavar evi birbirine kattılar , kafamız şişti eşimle...
Onlar gider gitmez hemen bir temizlik , sil süpür gece yarısı ancak ev paklanmıştı...
Eşime dedim ki "sen haklısın ,biz çocuk falan düşünmeyelim, ikimizin de sabrı yok" ..
Bilmiyorsun sen...Eşim çocuk olayına çok mesafeli , bu konuda oturup konuşamıyoruz bile...
Ben de mecbur bir gün gönlü olur diye bekliyorum..

Bayramda kısmetse ilk gün eşimin memleketine gidiyoruz, kurban orada kesiliyor.
2.gün döneriz tahminimce. Sonra anneme gelirim..Bir iki saat durur döneriz...

Çok konuşacaklarım anlatacaklarım var sana aslında ..

Böyle kelimeler çabuk tükeniveriyor işte..

"Gittin ya sen, cümlesiz kaldım ben!
Kelimelerim başıbozuk şimdi. Harflerim darmadağın!
Alfabeye mâlik olmak yetmiyormuş meğer!
Harflere can veren canınmış.
Ruh üfleyen nefesinmiş inan!
Sen gittin ya, cümlesiz kaldım ben!

Cümlesiz kaldım ben, sen gittiğinde!
Kelimelerim ardın sıra geldiler!
Bi başıma koydular beni… 
Anladım! Meğer kelimelerimmiş beni ben yapan biraz da!..
Seni ben yapan hatta!
Ve beni sen eden, senden eden!..
...
..
.


17 Eylül 2015 Perşembe

Kendime Gelip De Dosta Varamam...

Ah Edip Çırpınan Bülbüle Döndüm
Biçare Dolaşır Güle Varamam
Aramaktan Bitkin Düştüm Yorgunum
Kendime Gelip De Dosta Varamam

Bilen Var Mı Acep Aşkın Bağını
Beyhude Geçirdim Gençlik Çağını
Aşmaya Uğraştım Karlı Dağını
Susuz Bir Çöldeyim Göle Varamam

.

Gözden yaş akmaz ama....Kalbim oturmuş ağlar...

Her şeyi herkesi çok özledim eskiye dair...
Seni çok özledim can dostum..
Akşam toplanmalarımızı.. Arkadaş grubuzla geçen o günler..
Hüzünlerimiz ..mutluluklarımız...
Seni çok özledim birtanem...

...

Yürüyorum hasretin acının üstüne
Sığmıyorum dünyaya dar geliyor
Geceler mi uzadı, bu karanlık ne
Gönlümün bayramları, şenliği söndü

Deli gözlerin gelir aklıma
Gülüşün, öpüşün, iç çekişin gelir...
.....

Senle kurduğum , içinde sen, ben ve biz  olan hayalleri bilmem ki ne kadar ertelemem gerekecek...
Evlerimiz ne zaman şenlenecek kahkahalarımızla,..
Kapına gelebilmek , zilini çalabilmek ne büyük mutlulukmuş...
......

14 Eylül 2015 Pazartesi

Rüyalar ve sen...

Off nasıl yapsam ne yapsam da atsam içimdeki sıkıntıyı...
Günlerdir aklımdasın ..
Seni çok merak ediyorum...
Geçen gece rüyamdaydın yine.. Çok ama çok kötü haldeydin.." Ne olur rüyalar tersine çıkarmış" sözü gerçek olsun ve sen iyi ol...
Annemi aradım sordum; "Hiç haber var mı, görüyor musun Selin'i ?" diye.
Geçen gün karşılaşmışsınız, konuşmuşsunuz... çok zayıflamış ama iyi görünüyormuşsun..
"Kötü bir şey olsa haberimiz olurdu "dedi..
Evet içim biraz rahatladı ama rüyanın etkisinden hala kurtulamadım...
Eşim sürekli seni rüyamda görmemi anlamlandıramıyor... Bir tek O'na anlatabiliyorum..
Canım boğazıma kadar geliyor sanki .. ha çıktı ha çıkacak...
Bu iş böyle nasıl olacak..?
Ömür geçer mi?
Bilmem...


8 Eylül 2015 Salı

Tadımız Tuzumuz Yok...

Tadımız tuzumuz yok bu aralar...
Bir yanda her gün denizlerde boğulan mülteci haberleri , kıyıya vuran minik bedenler..
Diğer yandan şehit haberleri..
Ne oluyor memleketimde böyle..
Dün 16 , bu sabah 14 , öğleden sonra +3 şehit haberi... Akşama kadar kaç olur bilinmez...
Son bir ayda kaç şehit verdik ben sayamadım...


Analar ağlıyor, yürekler kanıyor..Yavrucaklar babasız kalıyor.
Kimse anlayamaz bir şehit ailesinin evindeki acı havayı..
Allah tümüne sabırlar versin..
Şehitlerimizin makamını yüceltsin..
Sen de kahroluyorsundur, duygusalsın, her gece ağlıyorsundur..  Herşeyden önce annesin...
Bir şehit annesinin acısını benden daha iyi hissedebiliyorsundur...
Dualarımız bir olsun,bol olsun, yüce vatanımız bir an önce aydınlık günlere kavuşsun..
Sana tatili anlatacaktım ama hiç keyfim yok..
Senin de yüzündeki hüznü görebiliyorum,ağlamaklı halini...
Bu günler çabuk geçsin inşallah..



14 Ağustos 2015 Cuma

Tatil Planları


Bu aralar tatil planları yapıyoruz. Estonya düşünüyoruz oradan da Finlandiya'ya geçeceğiz günübirlik... Belki  bir kaç komşu ülkeye geçeriz diyoruz. Yine aklımdasın..
En büyük hayallerimizden biri idi. Bir gün ben de evlenirsem eşlerimizle birlikte (inşallah iyi anlaşırlardı temennimiz) tatillere gidecektik, beraber bavul hazırlar , kıyafetlerimizi ortak giyerdik :)


Senin pembe bir bavulun vardı di mi ? Yıllar önce daha taze gelindin ,  İzmir'e asker eşini görmeye giderken de bavulunu  beraber hazırlamıştık.. En güzel günlerdi o günler.. "Hele bi gel" bizim şarkımızdı.  Eşin askerde diye beraber kaldığımız geceler çok olmuştu, gece tıkırtılar işittiğimizde elimizde bıçakla tüm oadaları dolaşıp birbirimizin gölgesinden tırstığımız günler...

Şimdi kimlerle arkadaşsın, kimlerle gidiyorsun tatillere..
Başka dostların oldu mu acaba?
Mutlu ol, çok dostun olsun, yokluğumu hiç hissetme can dostum..


İlişkiyi sürdürmek...

Bu aralar biraz durgundum,biraz kırgın , biraz sessiz...
Eşimle aramız bozuldu biraz...
Önceleri sana akıl verirdim , öyle yap böyle yap diye. Kendime verecek aklım yokmuş meğer.
Eşim çok anlayışlı biri ama bazı konularda inadı var. Ben de onu bu konularda esnetemeyince küsüyorum. Küstüm yine, haklıydım bence. Ama ona göre saçma sapan bir konuya takmıştım.
Aldı beni karşısına uzun uzun konuştu "Bak böyle yaparsan ilişkimiz yıpranır, her küsme kırılma tahammülümüzü azaltır , bir sonrakinde tepkimiz daha fazla olur. Ayrılıklar böyle böyle büyütmek ile oluyor. Şunu bilmeliyiz ki birbirimizi çok seviyoruz ancak bu demek değildir ki sen benim her talebimi karşılayabilirsin ne de ben senin . Makul olmak gerek.."". Off haklıydı, çok da iyi bir yaklaşımdı onunkisi, çirkeflik yapmak mümkün değil. Elimi tuttu , barıştık falan... Ama tabi bu anlattıklarım benim 3 günlük küslüğümden sonra oldu. Bu süre içerisinde ağladım,zırladım kendi kendime .. Kime anlatayım, kimle paylaşayım ki...
Üzdüm bissürü kendimi de sevgilimi de.
İlişkiyi sürdürmek adına büyük tecrübe oldu bana.
Yaklaşım önemli.
Bana yaklaşımı çok hoştu.
Büyüttüğüm konuyu minicik yaptı konuşmasıyla..
Hiç bir şey bizden önemli değildi..
Öyle işte...

Miss you ..


13 Ağustos 2015 Perşembe

Kız filmleri ..Kız dizileri...

Dün gece 3 gündür bitiremediğimiz filmi sonunda izleyip bitirmeyi başardık. Filmin adı "he's just not that into you"..


Tam anlamıyla bir kız filmiydi, hele bir de Jennifer Aniston varsa başrollerde sorgusuz sualsiz tam bizlikti. Kesinlikle bir erkek ile izlenebilecek türden değildi yani , pijamalarımızı giyip, çayımızı , mısırımızı, bir de minik kuşumuzu yanımıza alıp izlemeliydik, Tıpkı "Bir erkek 10 günde nasıl kaybedilir?, İlk 100 öpücük, Bridges Jones'un günlüğü, Asmalı Konak, Çalıkuşu vb türevlerini"   izlediğimiz gibi...Bu arada geçenlerde eşimle başlamış olduğumuz "How I Met Your Mother" dizisini bitirdik. Keşke bunu da beraber izleyebilseydik ... Tarifi mümkün değil , harika bir diziydi... Daha Friends'i izleyecektik seninle birlikte ....




Neyse filme döneyim.. Film 3-4 yaşlarındaki küçük bir kız çocuğunun parkta oynarken aynı yaşlarda bir erkek çocuğu tarafından hırpalanması ile başlıyor. Sonra annesi teselli ediyor minik kızı "aslında senden hoşlandığı için böyle yaptı " diyor ve kızların ömür boyunca kendini kandırması böylece başlıyor. Kız arkadaşların erkeklerin ilgisiz davranışlarına kendilerince verdiği Polyannaca teselliler , kendini kandırmacalar ile devam ediyor. Sonra gelsin kalp kırıklıkları, can yanmalar...



Sonra bir erkek çıkıyor ve olayı özetliyor;

1- he's just not that into you if he's not asking you out --eğer gerçekten seninle ilgilenseydi, seninle çıkmak isterdi!!!!
-Lütfen "arkadaşlığımızı bozmak istemiyor", "kötü bir ilişkiden çıkmış", "benden çekiniyor/korkuyor", "acele etmek istemiyor", "ama bana telefon numarasını vermişti", "belki aramayı unuttu",  bahanelerini onun namına yaratıp, onu arama!

2- he's just not that into you if he's not calling you!

3- he's just not that into you if he's not dating you!

4- he's just not that into you if he's not having sex with you!

5- he's just not that into you if he's having sex with someone else!

6- he's just not that into you if he only wants to see you only when he's drunk!

7- he's just not that into you if he doesn't want to marry you!

8- he's just not that into you if he's breaking up with you!

9- he's just not that into you if he's dissappeared on you!

10- he's just not that into you if he's married! 


Öyle işte...Aslında biraz bayıktı, ama liseden çıktığımız ilk yıllar için beraber izlenesiydi..

Eşlerimiz bize bunları yaşatmadığı için çok şanslıyız diye düşündüm.
Bir an şüpheye düşürmediler bizi , acaba demedik. Sevdiklerinden hep emindik... 
imzayı atarken (senin şahidin ben, benim şahidim sen iken) hiç bir taraf bir an olsun tereddüt etmedi...
Yıllar sonra da hep böyle hissedelim inşallah ..
Sen de çok mutlu ol eşin ile, hep dualarımdasın...






7 Ağustos 2015 Cuma

Turuncu Saçlı Kız


Bilirsin hep tutuncu saçlarım olsun istedim. Bir denemem de olmuştu hatırlarsın... Tabi kimseler beğenmedi de 15 gün sonra eski haline döndürmek zorunda kaldım toplum baskısıyla.
Bu aralar bana geldiler yine, hayran bakışlar atmaya başladım turuncu kafalara...
Ne derdin acaba ? Yeniden yapsam mı ?

31 Temmuz 2015 Cuma

Senden sonra..

Neler yaptım senden sonra...

Seni hatırlatan tüm şarkılara kulağımı tıkadım...Sezen'i ara ara dinledim , ağlamaklı oldum..Kimse anlamasın diye dinlemedim...

Buralar çok güzel İstanbul'un göbeğinde yaşıyorum. Bazen Beşiktaş' a iniyoruz, bazen Sarıyer'e ya da Bebek'e. Etiler'e komşuyuz :) ...Evim bir ormanın içinde sanki yeşillikler içerisinde,İstanbul'da böyle yaşanası alanlar çok az artık, işyerim ise evime çok yakın..Kocaman 31 katlı  bir plaza, ben 30.katta çalışıyorum .."Plaza Kızı"oldun diye dalga geçiyor eşim.

Plaza kızı neymiş diye yazdım şimdi internette, orada bile beni yalnız  tasvir etmişler ;

starbakstan kahvesi
ecnebidir türkçesi
yoktur hiçbir kimsesi
ağlar plaza kızı

sabah erken uyanır
güzel güzel boyanır
overtime'a dayanır
çağlar plaza kızı

şişkindir ol gözleri
ağdalıdır sözleri
hep en zorlu işleri
bağlar plaza kızı

fer'dun sen bil haddini
dikme ol gözlerini
sonunda yüreğini
dağlar plaza kızı
(http://sadevederin.blogspot.com.tr)

****

Evimde seni bol bol ağırlamak en büyük hayalimdi bir gün evim olunca.. Bazı hayaller sadece hayal etmek içinmiş ,meğer... İş yerimin balkonundan evimi görüyorum, evimi çok seviyorum... Sen de çok severdin evini...Umarım evinde ,eşinle ve kızınla çok mutlusundur, belki de bir oğlun olmuştur bilmiyorum ki, kimseden haber alamıyorum  ...

Beni sorarsan mutluyum, eşimi çok seviyorum , o da beni seviyor, üzmüyor beni..

Eşim ile yaz akşamları Beşiktaş sahiline ,ya da Boğaz'a Ortaköy'e inişlerimizde seninle olan yaz akşamlarımızı hatırlıyorum..

Dün akşam eşimin arkadaşı Fuat'le buluştuk Ortaköy'de. Çok eski arkadaşlıkları, taa çocukluktan...   , muhabetleri çok o yüzden.Yatılı okulda beraber kaldıkları için anıları da çok...
Onları izledim, hüzünlendim. Fuat bizde kaldı dün gece mesela. Ben de sende kalırdım bazı geceler ..annemi ne zor ikna ederdim.. Şimdilerde kızıyorum kendime , bu kadar çok annemi dinlemek zorunda mıydım? Niye öyle alıştırmıştım ki?

Onlar içeride sohbet ederken ben yatağıma uzanmış düşüncelere daldım...sen evlenmeden önceki günlerde annenin o arka odasında Brownileri Busi'nin üzerinde ısıtıp iyice akışkan hale gelince elimizi yüzümüzü çikolata yapa yapa afiyetle yiyişimiz geçti gözümün önünden...Market raflarında her Negro görüşümde de sen düşüyorsun aklıma...Ah can dostum burnumda tütüyorsun..Gün geçtikçe alışırım ,daha az düşünürüm diyorum ama gün geçtikçe artıyor özlemim... Bazen yutkunamıyorum, tıkanıyorum , o an nefessizlikten öleceğim sanıyorum..



Özlemim...



Adı kalbimi dağlayanım...
Candostum... 
Her gün resmine bakıp için için ağladığım.. Çoooook ama çok özlediğim...Adın geçince içimi cız ettiren.... Kaynar sular içinde cayır cayır yandığımı hissettiren tek şey...
Sensizlik çok zor ,tahammülü yok...
Bugün eski maillerimize baktım , yazışmalarımızı okudum..Gün içinde yaptığımız geyikleri, dertleşmelerimizi .. Nasıl sevmişiz birbirimizi nasıl mutluluk vermişiz birbirimize... Nasıl özlemişim o günleri...
Belki de anlam veremiyorsun hayatından çıkışıma belki de hak veriyorsun.. Bilemiyorum..Bilmek isterdim...
Bilmiyorum ki belki de adımı sildin ve beni  hatırlatacak herşeyden kaçıyorsun ... Lütfen benden nefret etmiyor ol... :(
Bir gün her şey yoluna girse karşına nasıl çıkarım , çıkacak yüzüm yok....Sana yine aynı ızdırabı yaşatmamak için  ben hiç bir zaman tekrar hayatına girmeye cesaret edemeyeceğim..Nasipse ölüm kavuşmamız olur, ölüm beni sana affettirirse ...

Bugün okuduğum bir yazışmamızda , Yıl 2012,Aralık ayı...
Canan 'ın hayatımızdan çıkıp gitmesine duyguduğumuz üzüntüden bahsederken sormuşum sana ;
"Herkes bir gün gider mi " diye... sen de demişsin ki ,

"Canan nın gitmesi,herkesin görevini yapıp mekanını terk etmesi, bu işlerin dönüşünün olmaması bana 
derince dünya ve ölümü hatırlattı..İliklerime kadar hissettim, Küçük hanım...Heyt! Dünyaya bak........"

Evet dönüşü yokmuş Can dostum.. O günlerde biz bunları böyle konuşurken gerçekten de bilmiyorduk bu kadar imkansız olduğunu.... Meğer gün gelecekmiş adını bile telaffuz edemeyecekmişim...Gün gelecekmiş kapının önünden geçemeyecekmişim...Şehrine geldiğimde sokağa çıkmak istemeyecekmişim...Çıksam da asla etrafıma bakmayacakmışım ki seninle karşılaşmayayım... Karşılaşsak ne yaparım... Sen ne yaparsın..? İki yabancı gibi mi davranırız? Çok üzgünüm Candostum, çok üzgünüm...

Pişman değilim, mutsuz değilim, sakın şimdi böyle olduğunu düşünme... 

Ama sensizlik çok zor be Candostum,çok çaresiz hissetmek demek seni düşünmek...
Belki genele bir fotoğraf paylaşırsın da senden haber alır seni görürüm diye her gün adını aratıyorum Google 'dan... Ama sen de sanki benden kaçıyor gibisin.. Hiç bir yerde izine rastlayamıyorum...

------

Ankarada karlı bir günde çekildiğimiz fotolara baktım...
Seni öpüşüm,Sevgiyle birbirimize bakmamız..
"İnan ikizim olsa sevmezdim senin kadar " deyişin geliyor kulağıma....

---
Eşim seninle ilgili özlemimi anlamıyor...Erkekler kızların, kız dostluğunun ne demek olduğunu anlamıyor...Hani senin"kız gücü" diye isimlendirdiğin şey.. Bir erkek bunu anlayamaz ki , ben bile senden ayrılınca anladım sensiz ne kadar güçsüzüm... Artık anlatmıyorum hiç bir şey O'na, başka da kimsem yok zaten Allah'tan başka...Biraz yalnızım senden sonra...Kimseyi yerine koyamıyorum, koymak istemiyorum...İçin için yaşıyorum.. . Bir özlemime , bir de seni her gün rüyamda görmelerime çare bulamıyorum... Rüyamda seni her görüşümde mahçubum, nasıl yüzüne bakarım diye korkuyorum... Gerçeği yaşıyorum...
Ama sen her seferinde sanki hiç bir şey olmamış hiç ayrılmamışız gibi kucaklayıp şaşırtıyorsun beni..
Hiç bir şey sormuyorsun, bahsetmiyorsun olanlardan... Evine gelip kapını çaldığımda kapıyı büyük bir coşku ve sevinçle açan candostum oluyorsun hep, o pırıl pırıl parlayan berrak gözlerinle "Begüm..üm hoşgeldin"diyorsun... 
Sonra balkondaki perde rüzgardan dalganıyor, gülüşmeler, sigara dumanı,radyoda hafif bir ezgi, huzurlu bir muhabbet... Bazen de sahil kenarındaki taşa oturmuş "Bana esmeyi anlat'ı mırıldanıyorsun bana...Sanki neden esip gittin der gibi hüzünle bakıyorsun bazen gözlerime...Ama hiç bahsetmiyorsun bu konulardan...

...
Bazı zamanlar artık rüyalarıma girme istiyorum...
Unutayım istiyorum...
Olmuyor...


Candostum seni  çok seviyorum, her zaman çok seveceğim...


Benim bir dostum vardı...

Benim bir dostum vardı..
Şimdi O'nu kaybettim...
Belki bir gün yazdıklarım ulaşır diye O'na...
Sözcüklerimi , özlemlerimi, O'na dair hislerimi yazdım buraya...
Bu beni affettirmez ama, belki bir gün yine yollarımız kesişirse..
O gün sözcüklerle anlatamam ki halimi...
Sen anlarsın beni Candostum...


Güzel olan herşey bitiyor muymuş.. Neden ki. Her giden güzel şey yerini daha güzellerine mi bırakacak... hiç bilmiyorum...zaman gösterecek senden daha güzeli ve özeli var mı ..hiç bilmiyorum...kaybetmek nasıl zormuş...canı yanmak...

dost diyebileceğin insan kaç defa çıkar karşına hayatın boyunca... seni senden çok seven , hiç bir menfaat gözetmeyen kendi namına ama senin menfaatini her an düşünen , seni sadece sevdiği için sana yakın olan , riyasız bir sevgiyle en samimi haliyle sana gülümseyen kaç tane yüz bulabilirsin ve kaçı ile dost olma şansın olur ... iyi insan sözcüğünün içini tam olarak dolduran ... ve ilk gördüğün an sevdiğin yakın hissettiğin ...düşün ki .... sonradan öğrendin o da seni uzaktan her gördüğünde aynı hisleri hissetmiş...balkon camından seni izler seninle dostluk kurmak istermiş .. hatta doğarken kaybettiğim ikizim bu olmalı diye geçirmiş içinden ...  Allah bu duayı kabul etmiş... birleştirmiş yollarını... sanki daha önceden birbirlerini tanıyor gibi hissetmişler hep... ta ezelden beri....

Dostluğumuzu çocuklarımıza anlatmak isterdim...hele ki böyle dostlukların şimdiden kalmadığından yakınıyor insanlar... bizim çocuklarımız büyünce nasıl bir dünya olacağını düşünürsen...
merakla dinleyecekleri çok güzel hikayelerimiz olabilirdi...

Seni hep korumak , sahiplenmek istedim , can yoldaşım , ilelebet  en iyi dostun olmak istedim.. için mi daraldı üzüldün mü elini tutmak , mutluysan kahkahanı paylaşmak... seninle hep gurur duymak.... istedim... çok istedim...

belki bir gün kaldığımız yerden devam ederiz... kim bilir...